31 NUMARALI REKLAM ALANI
Newroz ve Nevruz'un tarihi

1990’lı yıllardan beri Türk milliyetçiliği ile Türk milliyetçiliğinin “üvey evladı” olan Kürt milliyetçiliği arasındaki ideolojik (ve giderek fiziki) savaşın alanlarından biri Newroz/ Nevruz kutlamaları. Sözcüğün yazılış şekli bile ideolojik savaşın tezahürleri arasında. (Benzer bir savaş “Pe Ka Ka” ve “Pe Ke Ke” söyleyişleri arasında sürüyor.) Kürt milliyetçiliği Newroz’un “aslında bir Kürt bayramı”, Türk milliyetçiliği ise “aslında bir Türk bayramı” olduğunu ispatlamaya çalışıyor. İş bununla kalmıyor. Bazı yıllarda olduğu gibi Newroz kutlamaları sırasında, yakıp yıkmalar, yaralanmalar, hatta ölümler oluyor. Bu yıl da zorlu geçeceğe benziyor. Çünkü ben bu yazıyı yazarken hükümet, BDP’lilerin Newroz’u 18 mart pazar günü kutlama taleplerini geri çevirmişti. Kürt tarafı da Newroz’u nasıl ve ne zaman kutlayacağını açıklamamıştı. Dilerim, siz bu yazıyı okurken Türkiye’nin dört bir yanından çatışma değil şenlik haberleri geliyordur.

Gündönümü şenlikleri

Newroz/ Nevruz Farsçada “yeni gün” (Nev= yeni, roz= gün) anlamına geliyor. Çeşitli Orta Asya dillerinde ufak tefek farklılıklarla (Noruz, Noruz, Naras, vb.) karşımıza çıkan Newroz, gece ile gündüzün eşit olduğu ilkbahar gündönümünün (ekinoks) ilk günü, yani 21 mart günüdür. Eskiden pek çok kültürde 21 mart yılbaşı günü sayılırdı. Örneğin Babillilerin Akitu bayramı, Hititlerin Purulliyas festivali bir çeşit “Newroz” töreni idi. Daha yakın yüzyıllarda özellikle tarım topluluklarının “yeni yıl” başlangıcıdır. Bugün İran’da, Afganistan’da, Azerbaycan’da ve pek çok Orta Asya (Türkî) devletinde yeni yıl 21 martta başlar. Zerdüştlerde, Alevilerde, Bahaîlerde Newroz kutsal gündür. Ama “Newroz”u 12 martta, 20 nisanda kutlayan topluluklar da var. Dahası, bazı kültürlerde “ilkbahar gündönümü” (21 mart) ile “sonbahar gündönümü” (23 eylül) yer değiştirmiş durumda. Kısacası durum karışık.

Firdevsi ve Şehname

Newroz’dan bahseden en önemli metinlerden biri İranlı şair Firdevsi’nin (ö. 1020) Şehname’si. Aruz vezninin “fa’ülün, fa’ülün, fa’ülün, fa’ül” kalıbıyla yazılan 60 bin beyitten oluşan eser, ilk insandan III. Yezdigirt (ö. 651) dönemine kadarki İran tarihini söylence kalıbında aktarır. Eserin konumuzla ilgili olan “Cemşid”, “Dahhâk” ve “Feridun” adlı bölümlerinin özeti şöyle: Cemşîd yedi yüz yıl hüküm sürmüş bir hükümdardır. Cemşid’in tahta çıktığı ve kılıcının bir güneş gibi parladığı gün Newroz diye anılır.

Halkına çok büyük hizmetler yapan Cemşid kendini tanrıyla karşılaştırmaya başlayınca her şey tersine döner. Tanrı Cemşid’in başına bela olarak Dahhâk’ı (Zahhak, Dehak, Dehaq diye de yazılır) gönderir. Zerdüşt inancının kutsal kitabı Avesta’da karşımıza çıkan şeytani varlık Azhi Dahaka’ın izdüşümü olduğu anlaşılan Dahhâk çok zalim biridir. Cemşîd’in koruduğu güneş, Newroz, cem âyinleri, inançları yerine, omzundan yılanlar sarkan, yılanlara tapan ve onlara küçük çocukları kurban vermeyi zorlayan kanlı bir kişiliktir. Adeta iblisin (şeytanın) vücuda gelmiş halidir. Aradan yıllar geçer. Halk Dahhâk’ın zalimliklerinden bezmiştir. Sonunda Gâve (Kave, Kava, Kawa diye de yazılır) adlı demirci Dahhâk’ı alt eder ve Tahran yakınlarındaki Demavend Dağı’na hapseder. Başa Cemşîd’in oğlu Ferîdun geçer. Feridun’un tahta geçmesi olayı Mihrigan (Mihrican) Bayramı ile kutlanır. Mihrigan Bayramı İran güneş takviminde yedinci ay olan ve 23 Eylül-22 Ekim arasını kapsayan “Mihr” ayının 16-21. günlerine denk gelir. Yani Newroz nasıl baharın başlangıcı ise, Mihrigan da sonbaharın başlangıcıdır. Dikkat edileceği gibi Şehname’de Newroz’la Demirci Kawa’nın veya Dahhak’ın ilişkisi yoktur. Yine Şehname’de Demirci Kawa’nın Kürt veya Türk asıllı olduğuna dair bir bilgi de yoktur.

Şeref Han ve Şerefname

Kürt kültüründe Newroz’un izlerini ararsak, ilk ipucunu Şerefname adlı eserde buluruz. İran’da Şah Tahmasp’ın sarayında büyüyen ve Tahmasp tarafından “Kürtlerin Emiri” unvanı verilen Bitlisli Şeref Han, merkezî devletin Kürt topluluklarını yerleşik hayata geçmeye zorladığı yıl olan 1597’de kaleme aldığı Şerefname adlı eserinde Kürtlerden, Kürtlerin ülkesinden ve Dahhâk’tan söz edilir. Şeref Han şunları söyler: “Kürtlerin aslı ve çok olan toplulukları konusunda çeşitli sözler ve rivayetler vardır. Bu rivayetlerden biri, bazılarının öne sürdükleri gibi şudur: Kürtler, beyinlerinin alınıp Dahhâk (Bivrasb)’ın iki omuzu üzerinde meydana gelen kansere benzer bir çıbana sürülmesi için öldürülmekten, boğazlanmaktan, başları kesilmekten kaçarak dağlara ve engin yerlere dağılan insanların soyundan gelmişlerdir.” Şeref Han “bir başka hikâyeye göre de” “Kürtlerin şeytani ruhlardan oluşan bir topluluk olduğunu”, “aşırı derece cesur, korkusuz bir topluluk olduğunu” kaydeder. Sonra da ekler: “Hangi rivayet doğrudur, Allah bilir...” Not edelim, Şerefname’de Dahhâk’tan söz edildiği halde Demirci Kawa, Cemşid, Feridun, Newroz ya da Mihrigan’dan söz edilmez.

Ehmedê Xani ve Mem û Zîn

Kürt edebiyatının kurucusu sayılan Ehmedê Xani’nin (Türkçe Ahmede Hani) 1690 yılında kaleme aldığı ve 1450 yıllarında Cizre hükümdarlarından Emir Zeynuddin zamanında geçen olayları anlatan Mem û Zîn adlı eserinde ise şu dizeleri okuruz: “Feleğin dönüşü mavi talihten/ gösterince Newroz’u yeniden/ o kutlu geleneğe göre/ tüm kentliler varıncaya dek askerlere/ terk etti kenti, kaleleri, evleri/ andırarak avcıları ve talancıları/ saf saf tepelere ve ovalara yürüdüler/ .../ Yılbaşına katılan bakireler, delikanlılar/ yüz yaşına varmış erkek ve kocakarılar/ geleneksel yol ve yordamla yılbaşını/ kutladılar, göklere dek yükselterek/ seslerini...” Bu eserde, Newroz’dan söz edildiği halde Cemşid’den, Demirci Kawa’dan veya Dahhak’tan söz edilmez.

Batılı şarkiyatçılar ve İyd-i Kurdî

1907-1909 yılları arasında Kürdistan coğrafyasını ziyaret eden şarkiyatçı, dilbilimci Ely Bannister Soane, İran bölgesindeki Kürtlerin, “Zohak” adlı şeytani bir varlığın soyundan geldiğini anlatan bir Pers söylencesi aktarır. Bu “Zohak”la, Şehname’deki Dahhâk’ın akrabalığı aşikârdır. Ancak Şehname’deki söylencenin diğer unsurlarından bahsetmez yazar. Osmanlı ülkesini ve İran’ı gezen James J. Morier adlı İngiliz diplomat-seyyah, anılarında İran’ın Demavend bölgesinde 31 ağustosta kutlanan Kürt bayramından (İyd-i Kurdî) söz eder. Bu bayramda, Demirci Kawa’nın Dahhâk’ı öldürmesi kutlanmaktadır. Ama bayram ne ilkbahar gündönümüne, ne sonbahar gündönümünde rastlar ki bu gayet ilginçtir.

Kürdistan Teali Cemiyeti ve Jin

Morier’in bahsettiği bu bayram modern anlamda ilk milliyetçi Kürt örgütlerinden olan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin 1918-1919 yıllarında yayımlanan yayın organı Jin (Hayat) dergisinde karşımıza çıkar. Derginin Mart 1918 sayısında yazar “bütün milletlerde olduğu gibi Kürtlerin de milli, dinî ve sosyal bazı özel günleri” olduğunu, Kürtlerin milli günlerinin, “Kawe’nin Dehak’ı kırdığı gün olan 31 Tabax (ağustos) ile Selahaddin Eyyübi’nin doğduğu ve tahta çıktığı günler (?)” olduğunu belirtir. Yazar (sadeleştirilmiş dille) şöyle devam eder: “Dinî günlerimiz ise malumdur. Kürdlerin bir de ‘Sersal’ı (yılbaşı) vardır. Bu, Rumi Martın dokuzuncu günüdür [Miladi Takvim’e göre martın 21’i] ki, bu günü Kürdler bayram bilirler, yeni bir hayata başlangıç sayarlar; birbirlerini ziyaret ederler, tebrikleşirler, birbirlerine hediyeler gönderirler...” Görüldüğü gibi, Demirci Kawa “Kürtlerin atasıdır” ama hâlâ bu “milli gün” ile Newroz’un ilişkisi yoktur. Newroz “milli bir gün” değil, “sosyal bir gündür”...

İhsan Nuri ve Kürtlerin Kökeni

Bu iki ayrı olayı tek bir günde birleştirme işini bir başka Kürt milliyetçisi İhsan Nuri üstlenecektir. 1926-1930 yılları arasında Ağrı Dağı’nda bir “Kürt Cumhuriyeti” kurulmasına önderlik eden, Osmanlı Ordusu’nda kurmay binbaşı olarak görev yapan İhsan Nuri, “Ağrı İsyanı”nın Türk ordusu tarafından kanlı biçimde bastırılmasından sonra sığındığı İran’da Kürtlerin Kökeni adlı bir kitap yazar. Kitap 1946’da İran’da Kuhistan gazetesinde tefrika edilir, 1955’te de Farsça basılır.

Yazar İran, Hint, Çin, Yahudi ve Hıristiyan mitolojileri üzerine yaptığı araştırmalardan sonra, Şehname’deki Demirci Kawa efsanesinin, Kürtlerin kökeniyle ilişkili olduğunu, Kawa’nın Dahhak’ı İran takvimine göre “MÖ 612 yılının Ferferdin ayının 1. günü” (yani MÖ 21 Mart 612’de) alt ettiğini” keşfetmiştir. MÖ 612, Kürt tarih yazımında “zalim” olarak geçen Asurların elindeki Ninova şehrinin Kürtlerin atası olduğu ileri sürülen “Ari ırktan” Medler tarafından ele geçirildiği tarihtir. İhsan Nuri’ye göre, Morier’nin Demavend’de tesbit ettiği bayram ise Newroz’dan 20-22 gün önce kutlanan “Tol Hıldan Bayramı”dır. “Tol Hıldan” Kürtçede “intikamını al” anlamına gelir. İhsan Nuri’nin bu yeni bayram için Newroz’dan farklı ama ona yakın bir tarihi uygun görmesinin nedeni, muhtemelen Newroz’un Kürtlerle değil İrani halklarla olan ilişkisini fark etmesi olmalıdır. Ancak İhsan Nuri’nin bu “icadı” çok taraftar bulmaz.

İlk “milli” kutlamalar

1937 yılında, Kızılbaş inancının egemen olduğu Dersim bölgesinde Seyit Rıza’nın adamları, devletin baskıcı yüzünü temsil eden Kahmut Köprüsü’nü 21 mart günü yakarlar. Ama Newroz hâlâ bir “Kürt bayramı” değildir, sadece Kızılbaşlar için Hazreti Ali’nin doğum günü oldu için kutsaldır.

Kürdolog Martin van Bruinessen’e göre Newroz ilk kez 1950’li yıllarda Kuzey Irak’ta Kürtlerce “milli gün” kabul edilmiştir. Kürt araştırmacı Naci Kutlay da, Newroz’u ilk kez Irak’tan Türkiye’ye gelen öğrencilerden duyduğunu söyler. Türkiye’deki ilk Newroz kutlaması 1970’ye doğru Silvan’da “piknik” şeklinde yapılır. Bu yıllarda Şii Azeri göçmenlere evsahipliği yapan Kars’ta Newroz kutlamaları yapılmaktadır. Yine de Kürt milliyetçilerinden Kadri Cemil Paşa’nın Zinar Silopi adıyla kaleme aldığı Doza Kürdistan adlı eserde (ilk baskısı 1969’da Beyrut’ta yapılmıştı) Demirci Kawa Kürt halkını Dahhâk’ın zulmünden kurtaran bir Kürt olarak tarif edilmekle birlikte Kawa ile Newroz’un ilişkisi konusunda kesin ifadeler kullanılmaz.

Kürt solu ve Kawa efsanesi

1970’lerin ikinci yarısında, Marksist-Leninist gençlik örgütlerinde yer alan Türklerle Kürtler, “milli günler” ile ilgili değillerdi. 1 Mayıs İşçi Bayramı solcuların tek meşru bayramıydı. Demirci Kawa efsanesi, kapitalistleşme sürecine geç girdiği (hatta o yıllarda henüz giremediği) için işçi sınıfı olmayan Kürtlerin, “emekçi” kahraman ihtiyacını karşılıyordu. Nitekim Kemal Burkay ve arkadaşlarının yayımladığı Özgürlük Yolu gazetesinin Mart 1976 sayısında ilk kez Newroz bir “Kürt bayramı” olarak tanımlandı. Makaleyi o sırada Suriye’de yaşayan ünlü Kürt şairi Cigerxwin’in (Cigerğin) “Ben Kimim” adlı şiiri tamamlıyordu. Şiirin dizeleri şöyleydi: “Benim atam Demirci Kave/ Ezdi zalim Dehak’ın başını/ Kürdün boynundan/ Zinciri kopardı/ Korudu başımızı/ Yardan, kılıçtan/ Öldüğü gün kan emici, zalim yürekli/ Derler ki o gündür işte Nevruz günü/ Kış gider, tüm acılı günler/ İşte Zergeş devinden/ Kurtulur Kürtler/ Yolbilir Zerdeşt işte böyle der/ Hürmüz meydana çıkınca Ehriman çöker/ Kimim ben?”

Bir başka önemli Kürtçe yayın olan Rızgari’nin 21 Mart 1976 tarihli sayısında Newroz’un İranlılar, Afgan ve Beluciler arasında kutlanan bir gün olduğu, Türkçede “yeni yıl” anlamına geldiği belirtiliyor, Newroz hakkındaki çeşitli efsanelerin ortak motifinin “kötülüğe, tiranlığa ve sömürüye karşı başkaldırı” olduğu vurgulanıyordu. Newroz efsanesinin Rızgari diline tercümesi şöyleydi: “Devrimciler, kendi halklarının demokratik muhtevalı değerlerinin mirasçılarıdırlar. Kendi tarihî geçmişi üzerine oturmayan ve tarihindeki devrimci değerlerin, oluşumların mirasçısı olmayan bir hareketin başarı şansı azdır. Eksikliğine, aksaklığına rağmen geçmişe sahip çıkmak ve bunu günümüzün bilimsel teorik belirlemeleri içinde eriterek tekrar halka götürmek zorunluluğu vardır. Rızgari’nin özgürlüğe ve zulme başkaldırıyı simgeleyen ateşlerin yakıldığı Newroz gününde çıkışı bir tesadüf değildir. Üstlenilen görevin bir ürünüdür ve bir parçasıdır.”

Dikkat edileceği gibi Özgürlük Yolu’ndaki “Nevruz” ve “Kave”, Rızgari’de “Newroz” ve “Kawa” olmuştu. Böylece günümüze kadar sürecek “harf milliyetçiliğinin” işaret fişeği atılmıştı. Bu akımın ürünü olan Kawa dergisinin 1 Aralık 1978 tarihli ilk sayısında Demirci Kawa “çağımızın Dehaklarına başkaldıran” bir anti-emperyalist kahraman, 1 Ocak 1979 tarihli ikinci sayısında ise “Kürdistan’ın Spartaküs’ü” olarak tanımlandı. Derginin çağrısı ile, İstanbul’da İnci Düğün Salonu’nda toplanan 1500 kadar Kürt “2589 yıl önce yaşanmış bir direniş öyküsünü” kutladılar. Törende Kürtçe ve Türkçe şiirler okundu, koro şarkılar ve marşlar söyledi. Böylece İhsan Nuri’nin “icadı” olan MÖ 612 tarihi “Kürt Tarih Tezi”ne dâhil edildi.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra Diyarbakır Hapishanesi’nde akıl almaz işkencelere uğrayan Kürt sosyalistleri, Newroz ve Demirci Kawa efsanesinden güç almaya çalıştılar. Hapishanedeki işkenceleri protesto etmek için Mazlum Doğan kendini 21 Mart 1982 günü astı. Kürt tarih yazımında Mazlum Doğan “Modern Kawa” olarak yer aldı.

PKK ve Newroz “serhildanı”

Newroz’u Kürt milli kimliğinin çimentosu olarak kullanma fikri Abdullah Öcalan’a ait değildi ama bu işi en etkin biçimde PKK yürüttü. Dahası PKK Newroz’u sadece “milli bir gün” olarak değil aynı zamanda bir “direniş günü” (serhildan) olarak tanımladı. Örneğin 13 Mart 1990’da Savur’da (Mardin) bir mağarada öldürülen 20 yaşındaki Kamuran Dündar adlı PKK mensubunun Nusaybin’deki cenaze töreni ile 21 marttaki Newroz törenleri birleştirilmiş, o gün Zekiya Alkan adlı tıp fakültesi öğrencisi “Kürt halkına yapılan baskıları” protesto etmek için kendini yakmıştı. Nusaybin, Cizre, Silopi ve İdil’de olaylar sürerken güvenlik güçlerinin halka açtığı ateş sonunda dört kişi ölmüş, dokuz kişi yaralanmış, 138 kişi ise tutuklanmıştı. Zekiye Alkan da ilk dişi “Kawa” oldu.

Devletin “Nevruz”u icadı

Devletin “Newroz”a karşı “Nevruz”u kutlamaya başlaması da bu yıllarda oldu. 1985’te “Türkçü” tarihçi Abdülkadir Çay Nevruz/ Ergenekon Bayramı adlı kitabında Nevruz’un aslında bir Orta Asya geleneği olduğunu, ancak bayram olarak kutlanmasına Cumhuriyet’le birlikte başlandığını, hatta Mustafa Kemal’in 1925’te Ankara’da bir Nevruz kutlamasına katıldığını belirtmişti. Devlet kitaptaki tezler uyarınca. 1991’de bir genelge yayımladı. Buna göre bütün illerde “Nevruz, Türk Ergenekon Festivali” kutlanacaktı. Ardından “resmî Nevruz ateşleri” yakıldı. Sivil, asker bürokratlar, “halkla bütünleşerek” ateş üstünden atlamaya başladılar. Bu arada Abdülkadir Çay’ın 216 sayfalık kitabı “gerekli eklemelerle” 555 sayfaya çıkarak, çeşitli yerlere dağıtıldı.

Ardından “Nevruz” söylencesi Türk-İslam sentezine uyarlandı. 1995’ten itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı camilerde Nevruz Hutbesi okuttu. Hükümet, “Nevruz Masalları”, “Nevruz Yarışı”, “Nevruz Sergisi”, “Nevruz Karagöz-Hacıvat Gösterisi”, “Nevruz Çekilişi” gibi karşı-icatlarla kültürel hegemonyasını korumaya çalıştı. Abdullah Öcalan’ın tutuklandığı 1999 yılından itibaren her yıl 21 mart günü, Türk milliyetçiliği ile Kürt milliyetçiliğinin bilek güreşini izliyoruz.

Anlattığım tarihçeden anlaşılacağı gibi aslında ne Türk ne Kürt kültürünün otantik bir parçası olmayan, Eric Hobsbawm’ın tabiriyle “icat edilmiş gelenekler” olan Newroz ve Nevruz, Kürtler için coğrafi, dinsel, dilsel ve sınıfsal kimliklerin aşan, homojen (tektip) bir Kürt kimliğinin oluşturulmasında ve Türk milliyetçiliğinin hegomonik pozisyonunu bozmakta önemli bir rol oynuyor. Türkler için ise kimliksel boyutta bir rolü yok, sadece Kürt siyasal hareketinin elinden alınması gereken ideolojik bir silah. Hâl böyle olunca da, Newroz/ Nevruz kutlamalarının şenlik olarak kutlanması zor oluyor...

Not: Bu yazıyı esas olarak Delal Aydın'ın “Mobilizing The Kurds in Turkey: Newroz as a Myth” adlı, ODTÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 2005 yılında kabul edilmiş master tezinden yararlanarak yazdım. Delal Aydın'ın da eserlerinden yararlandığı Gürdal Aksoy ise pek çok makaleye erişmemi sağladı. Her ikisine de yürekten teşekkür ederim.

Özet Kaynakça: Gürdal Aksoy, Bir Söylence Bir Tarih: Newroz, Yurt Yayınları, 1998; Geleneğin İcadı, (Yay. Haz.: E. Hobsbawm, R. Terence, Agora Kitaplığı, 2006; Türk Dünyasında Nevruz, Üçüncü Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri: 18-20 Mart 1999, Elazığ, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları; Abdülkadir Çay, Türk Ergenekon Bayramı Nevruz, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1985.

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
azat yılmaz 5 ay önce

helal olsun bizim kürlere

Kavgam ne demektir?
Tanıl Bora: Hitler, faşizm, nasyonal sosyalizm, şakası yapılacak, başka kötülüklere benzetilerek görelileştirilecek...

Haberi Oku