Sabiha Gökçen, Xatun Sebelciyan Havaalanı olsun!

KAZIM GÜNDOĞAN*

İttihat Terakki ile başlayan, Cumhuriyet ile devam eden tek dil, tek millet ve tek din politikası Anadolu halklarına büyük acılar, travmalar yaşattı. 1915 Ermeni kırımı İttihat Terakki’nin eseriyken, 1921 ve 1925'den başlayarak 1930’lara kadar sürdürülen Kürt katliamları ve 1937-38 Dersim Tertelesi (kırımı) de Cumhuriyet devletinin eseri olarak tarihin kara sayfalarına yazılmış durumdadır.

Her iki tertele (kırım) de öz olarak aynı politikalar uygulandı ve benzer sonuçlar ortaya çıktı.

Gerek 1915, gerekse 1938 de insanlığa karşı suç işlenmiştir.

1915 kırımında 2 yaşındaki Xatun Sebelciyan (Hatun Sebelciyan) kendisi gibi yetim kalan kız kardeşiyle birlikte Antep’te Ermeni öksüzler yurduna yerleştirilir. 9 yaşındayken öksüzler yurdundan Atatürk tarafından “evlatlık” alınır. Ve küçük Xatun’un adı değiştirilerek “büyük Türk milletinin model kadını” olarak yetiştirilir.

Ne yazık ki pek çok gerçek gibi bizler bu gerçeği de sonradan öğrenecek ve bu gerçeği gün yüzüne çıkartan Hırant Dink devletin organizasyonuyla katledilecekti.

Köklerinden koparılan Xatun Sebelciyan’ın adı Sabiha Gökçen yapılır. Bunun sıradan bir isim değiştirme durumu olmadığını tek tipleştirme politikalarını incelediğimizde anlayabiliyoruz.

Ermenilerin kökü kazınmış, ŞaŞ Kürtler denetim altına alınmış, sıra Dersim Ermenileriyle,  Kızılbaş Kırmanç ve Kürtlerine gelmiştir.

Cumhuriyet devleti 1926 yılından itibaren adeta bir laboratuvarda çalışır gibi ayrıntılı olarak Dersim’i imha ve ıslah programı üzerinde çalışarak çok kapsamlı bir hazırlık yapar.

4 Mayıs Bakanlar Kurulu kararıyla 1937 yılında başlatılan askeri kırım 1938 de tamamlanır. Bu kırımda ağır silahlar, zehirli gazlar ve uçaklar kullanılır. İşte bu uçaklardan biri de Ermenilikten döndürme Sabiha Gökçen’e kullandırılır.

'BOMBA ATMAK ACIMA HİSSİ VERMİYOR'

Gökçen, 21 Ağustos 1937’de dönemin Tan gazetesi yazarı Ahmet Emin Yalman’a verdiği röportajda üstlendiği görevi şu sözlerle ifade etmiştir:

“...Dersim'deki uçuşlarım daha heyecanlı olmuştur. Bir iki defa pilot, fakat ekseriyetle rasıt (gözlemci) olarak uçtum. Böyle vaziyetlerde insan harp heyecanını rasıt mevkiinden daha iyi duyuyor. İnsan evvelâ bombalarını atıyor, bunlar bittikten sonra canlı hedeşer görürse, makineli tüfeğe müracaat ediyor. Dersim'de ilk bombardımanımın heyecanını unutmam... Muhasama [çarpışma] meydanında canlı hedef üzerine bomba atmak insana hiçbir acımak hissi vermiyor. İnsan yalnız vazifesini görmek için aramayı, vurmayı düşünüyor.”

Gökçen, 1956’da Milliyet gazetesinden Halit Kıvanç’a verdiği röportajda ise Dersim anılarını şöyle aktarmıştır: “…Canlı ne görürseniz ateş edin emrini almıştık. Asilerin gıdası olan keçileri dahi ateşe tutuyorduk”.

Bu barbar ve vicdansız anlatım ne yazık ki bir kadına ait… Hem de ”Dersim’e medeniyet götürme”  iddiasında olan Cumhuriyet ideolojisinin model kadınına…

Kızılbaşların, Kürtlerin, Kırmançların, Ermenilerin ve Türkmenlerin ortak yurdu olan Dersim’in Türkleştirilmesi ve Sünnileştirilmesinde “süngü artığı” bir Ermeni’nin kullanılması ve bu kırımı gerçekleştirdi diye ona “dünyanın ilk kadın savaş pilotu” payesinin verilmesi Cumhuriyet devletinin kuruluş felsefesini anlamak bakımından oldukça çarpıcıdır.

Dersim de öldürülen on binlerce insan, yakılan yüzlerce köy, sürgün edilen binlerce insanın yanı sıra Türkleştirmek ve Sünnileştirilmek amacıyla rütbeli askerlere “evlatlık” adı altında pay edilen çocuklar; Dersim’in kayıp kızları…

Dersim’in Kayıp Kızları da tıpkı Ermeni kızı Xatun gibi köklerinden koparılıyor ve Besi, Senge, İntizar olan isimleri Şerife, Ayşe, İkbal olarak değiştiriliyor.

Anadolu’nun kadim halklarını köksüzleştirme, tek tipleştirmenin ve halklara karşı savaşın sembolü haline getirilmiş Sabiha Gökçen isminin bir havaalanına verilmiş ve bu ismin hâlâ korunuyor olması tekçi, ırkçı,  terteleci zihniyetin devam ettirilmesinden başka bir şey değildir.

MEZARSIZ ÖLÜLERİN İSİMLERİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ÇOCUKLARIN ANISINA...

Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF)’nun birkaç yıldır 4 Mayıs Dersim Tertelesi’ni anma günü nedeniyle Sabiha Gökçen Havaalanı’nda yaptıkları basın açıklaması ve havaalanının adının değiştirilmesi talebi oldukça anlamlıdır.

Dersim Tertelesi’nde yer alan pek çok sembol isim gibi Sabiha Gökçen isminin değiştirilmesi talebi de son derece demokratik bir talep olarak kabul görmelidir. Ancak bu yetmez; gerek 1915, gerekse 1938 de terteleye maruz kalmış kefensiz, mezarsız ölülerin, köklerinden koparılmış ve isimleri değiştirilmiş çocukların anısına Sabiha Gökçen Havaalanı’nın adı;  Xatun Sebelciyan Havaalanı olarak değiştirilmelidir. Bu demokratik talep sadece Dersimlilerin ve Ermenilerin değil, tüm demokrasi güçlerinin, Ermeni ve Dersim Tertelesi üzerine son yıllarda gerçekleri gören tüm aydınların ortak talebi olmalıdır.

Köklerinden, kimliğinden koparılmış kimsesiz küçük bir kızın savaşın ve vahşetin sembolü haline getirilmiş olması büyük bir insanlık suçu olarak görülmesi gerekirken, yaratılan suçlunun isminin bir uluslararası havaalanına verilmesi ve onun korunması bu ülkenin utancı olarak görülmelidir. Savaşın sembollerine değil, barışın, kardeşliğin ve demokrasinin sembollerine ihtiyacı var ülkemizin. Bunun için bir kampanya organize edilebilir.  Böyle bir kampanya bu ülkenin kendi karanlık ve kanlı tarihiyle sağlıklı biçimde hesaplaşması ve yüzleşebilmesi için gereklidir. Ayrıca resmi tarih ve ideolojinin yarattığı, hafızalara yerleştirdiği demokratik ve insani olmayan sembollerin değiştirilmesi mücadelesidir.

Gerçekler üzerinden yeni bir tarih yazımına, yeni bir toplumsal hafızaya ve buna denk düşen sembollere ihtiyacımız var.

Osmanlıdan günümüze kadar köklerinden koparılmış halkların çocuklarının, “evlatlık” adı altında Türkleştirilen “kayıp kızları”nın sembolü olarak Xatun Sebelciyan adının bir havaalanına verilmesi büyük bir yüzleşme ve yaşanan travmaların tedavisi için önemli bir adım olacaktır. Ayrıca Dersim katliamını kabul ettiğini söyleyen ve “barış süreci”ni sürdürmek isteyen bir hükümetin bu konuda samimiyetinin de ölçüsüdür.

Masum ve mazlum Xatun Sebelciyan’ı insanların üzerine canavarca bomba yağdırmış savaş pilotu Sabiha Gökçen’e tercih etmek 21. yüzyılda demokratik aklın ve vicdanın gereğidir.  

*Yapımcı – Araştırmacı / kzgundogan@gmail.com (BirGün Forum’da yayınlanmıştır)

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

'İsrail ABD gemisini kasten vurdu'
İsrail uçaklarının 1967’de Amerikan gemisi USS Liberty’i, Amerikan gemisi olduğunu bildiği halde vurduğu...

Haberi Oku